Vajinal kistler, vajina mukozasının altında gelişen iyi huylu, sıvı dolu keseciklerdir ve kalıcı tedavisi kist kapsülünün cerrahi yöntemlerle tamamen çıkarılmasına dayanır. Sıklıkla embriyolojik kalıntılar veya doğum travmaları sonucu oluşan bu yapılar ağrı ve dolgunluk hissi yarattığında tıbbi müdahale gerektirir. İçeriğin sadece iğneyle boşaltılması yüksek nüks riski taşıdığından, modern jinekolojide tedavi standardı; kistin bütünlüğünü bozmadan total olarak eksize edilmesi (çıkarılması) veya uygun vakalarda lazer teknolojileriyle kapsülün tahrip edilmesidir. Bu yaklaşım hem vajinal fonksiyonların korunmasını sağlar hem de bölgenin estetik bütünlüğünü bozan deformiteleri kalıcı olarak giderir.
Kadın Hastalıkları, Genital Estetik, Tüp Bebek Uzmanı
Eğitim
• Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
• Hacettepe Üniversitesi Histoloji ve Embriyoloji,
Doktora
• Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Eğitimi Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı
Kadın Sağlığı ve Genital Estetik Alanında Uzman ve Deneyimlidir.
Mesleki çalışmalarına Özel Muayenehanesi’nde devam etmektedir.
Vajinal kist nedir ve vücudumuzda neden oluşur?
Vajinal kistleri en anlaşılır haliyle tarif etmek gerekirse; vajina duvarının hemen altında veya üzerinde gelişen, etrafı bir zarla çevrili ve içi sıvı, mukus veya bazen hava ile dolu keseciklerdir. Hastalarım genellikle bana “Hocam, duş alırken elime bir şişlik geldi” veya “Otururken sanki orada bir topun üzerine oturuyormuşum gibi hissediyorum” şikayetleriyle başvururlar. Peki, durup dururken bu kesecikler neden orada beliriyor? Bunun cevabını aslında iki ana hikayede aramak gerekir: Birincisi doğuştan gelen yani embriyolojik mirasımız, ikincisi ise yaşam boyu başımıza gelen olaylar yani travmatik nedenlerdir.
Doğuştan gelen kistler, biz daha anne karnındayken vücudumuzun oluşum sürecinden kalan “inşaat artıkları” gibidir. Kadın üreme sistemi gelişirken Müller ve Wolff kanalları dediğimiz yapılar başroldedir. Normal gelişim sürecinde bu kanalların belirli kısımlarının işlevini tamamlayıp kaybolması gerekir. Ancak bazen biyolojik süreçler kusursuz işlemez ve küçük doku parçaları geride kalır. Bu artık dokular zamanla sıvı toplayarak kist haline gelir. Özellikle vajinanın yan duvarlarında gördüğümüz ve bazen oldukça büyük boyutlara ulaşabilen Gartner kanalı kistleri bu grubun en tipik örneğidir.
Sonradan oluşan kistler ise genellikle yaşamımızdaki fiziksel olayların bir sonucudur. Bunların en sık görüleni “skuamoz inklüzyon kistleri”dir. Normal vajinal doğumlar sırasında oluşan yırtıklar, açılan epizyotomi (doğum kesisi) dikişleri veya geçirilmiş herhangi bir vajinal ameliyat sırasında, yüzeydeki vajina derisinin mikroskobik bir parçası, iyileşme dokusunun altında hapsolabilir. Hapsolan bu deri parçası, hala yüzeydeymiş gibi davranmaya devam eder, canlılığını korur ve sıvı salgılar. Ancak bu sıvının dışarı akacak bir yolu olmadığı için içeride birikerek kistleşir. Bu durum özellikle genital estetik başvurularında eski doğum izlerini düzeltirken sıklıkla karşılaştığımız, doku kalitesini bozan ve estetik görünümü gölgeleyen bir tablodur.
Vajinal kist belirtileri nelerdir ve nasıl anlaşılır?
Çoğu vajinal kist “sessizdir”, yani uzun süre hiçbir belirti vermez ve hasta farkında bile olmadan yaşamına devam eder. Genellikle biz doktorlar başka bir sebeple yapılan muayenede bunları fark ederiz. Ancak kist büyümeye başladığında, enfekte olduğunda veya stratejik bir noktada yerleştiğinde vücudunuz size çok net sinyaller vermeye başlar. Hastalarımın en sık tarif ettiği o rahatsız edici his, vajinada tanımlayamadıkları bir dolgunluk, basınç veya sanki orada bir tampon unutulmuş gibi bir yabancı cisim hissidir.
Bu genel dolgunluk hissinin ötesinde, kistin nerede olduğuna ve ne kadar büyüdüğüne bağlı olarak şikayetler çeşitlilik gösterir. Özellikle cinsel aktif dönemdeki kadınlarda ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi, kistlerin en yaygın semptomatik yansımasıdır. Kist, vajinal kanalı daraltabilir, ilişki sırasında sürtünmeye maruz kalarak hassaslaşabilir veya partner tarafından hissedilebilir. Eğer kist idrar torbasına veya idrar kanalına (üretra) baskı yapacak kadar yakınsa, idrar yaparken yanma, zorlanma veya tam boşalamama hissi yaratabilir. Çok daha büyük ve derine uzanan kistler ise pelvik ağrıya ve hatta bağırsaklara arkadan baskı yaparak dışkılama sorunlarına neden olabilir. Estetik açıdan bakıldığında ise, vajina girişinde veya dudaklarda ele gelen, dışarıdan bakıldığında görünen asimetrik şişlikler, kadınların özgüvenini zedeleyen ve onları aynalara küstüren önemli bir faktördür.
Hastalarımızda en sık gözlemlediğimiz belirtiler şunlardır:
- Vajinal dolgunluk hissi
- Cinsel ilişkide ağrı
- Ele gelen kitle
- İdrar yaparken zorlanma
- Sık idrara çıkma isteği
- Pelvik ağrı
- Vajinal akıntıda değişiklik
- Tampon kullanımında zorluk
- Dış genital bölgede asimetri
- Otururken rahatsızlık hissi
Hangi vajinal kist türleri daha sık görülür?
Her vajinal kist aynı karakterde değildir ve türünü doğru tayin etmek, tedavi yol haritamızı belirlemek için hayati önem taşır. Kistin içeriği, duvar yapısı ve yerleşim yeri bize onun hangi aileden geldiğini söyler. En sık karşılaştığımız türlerden biri “Müllerian kistler”dir. Bunlar genellikle vajinanın ön veya yan duvarlarında yerleşir ve içleri sümüksü, yoğun kıvamlı bir sıvıyla doludur. Kökenleri embriyolojik olduğu için hiç doğum yapmamış genç hastalarda da görülebilir ve genellikle iyi huylu seyirlidirler.
Bir diğer önemli ve cerrahi açıdan daha fazla dikkat gerektiren grup “Gartner kanalı kistleri”dir. Bunlar vajinanın yan duvarlarında oluşur. Benim için cerrahi planlamada en çok dikkat ve tecrübe gerektiren tür budur. Çünkü bu kistler bazen sadece vajina duvarında sınırlı kalmaz, leğen kemiği boşluğuna (pelvis) doğru yukarıya, böbrek kanallarına yakın bölgelere kadar uzanabilir. Hatta literatürde dev boyutlara ulaşan vakalar bildirilmiştir. Bu kistlerin idrar yolları ile yakın komşuluğu olabileceğinden, cerrahisi ciddi bir anatomi bilgisi gerektirir.
Doğum travmasına veya cerrahi müdahalelere bağlı gelişen inklüzyon kistleri ise genellikle vajinanın arka duvarında veya eski doğum dikişlerinin (epizyotomi) olduğu hatta yerleşir. Genellikle daha küçüktürler, cilt altına yakındırlar ama sayıca birden fazla olabilirler. Estetik düzeltmeler sırasında en çok bu kistleri temizleriz.
Sıklıkla karşılaştığımız kist türleri şunlardır:
- Müllerian kistler
- Gartner kanalı kistleri
- Skuamoz inklüzyon kistleri
- Bartholin kistleri
- Periüretral kistler
- Endometriozis kaynaklı kistler
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Tanı koyarken vajinal kist muayenesi nasıl yapılır?
Tecrübeli bir göz ve hassas bir parmak muayenesi, vajinal kistlerin tanısında %90 oranında doğruluk sağlar. Hasta muayene masasına yattığında, kistin kıvamı, hareketliliği, ağrılı olup olmadığı ve yerleşim yeri bize türü hakkında çok büyük ipuçları verir. Örneğin yumuşak ve hareketli bir kitle genellikle iyi huylu bir kisti düşündürürken, sert ve yapışık bir doku daha detaylı inceleme gerektirir. Ancak bir genital estetik ve rekonstrüksiyon uzmanı olarak benim için sadece “bu bir kisttir” deyip geçmek mümkün değildir. Kistin derinliğini, sınırlarını ve komşu organlarla (idrar torbası, rektum, üreterler) olan ilişkisini milimetrik olarak bilmem gerekir.
Bu nedenle muayeneyi mutlaka görüntüleme yöntemleriyle destekleriz. Transvajinal ultrasonografi ilk başvurduğumuz, hızlı ve etkili yöntemdir. Ultrason sayesinde kistin içinin sıvı mı yoksa katı mı olduğunu, kanlanma yapısını anında görebiliriz. Ancak daha derin, pelvik boşluğa uzanan veya Gartner kisti şüphesi olan durumlarda Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme bizim için altın standarttır. MR bize kistin adeta üç boyutlu bir anatomik haritasını çıkarır. Bu harita, ameliyat sırasında sürprizlerle karşılaşmamak, hangi damarın nereden geçtiğini bilmek ve güvenli bir cerrahi yapmak için elzemdir. Ayrıca idrar kanalı çevresindeki kistlerde, kistin idrar kanalıyla bir bağlantısı olup olmadığını anlamak için bazen sistoskopi (kamera ile idrar torbasına bakılması) gerekebilir.
Tanı sürecinde kullandığımız yöntemler şunlardır:
- Jinekolojik fizik muayene
- Transvajinal ultrasonografi
- Pelvik MR görüntüleme
- Sistoüreteroskopi
- Biyopsi (nadir durumlarda)
Neden kisti iğneyle boşaltmak (aspirasyon) kalıcı bir çözüm değildir?
Poliklinikte hastalarım bazen ameliyat fikrinden çekindikleri veya korktukları için haklı olarak “Hocam, buna bir iğne batırıp içindeki sıvıyı enjektörle çeksek olmaz mı? Hemen söner gider” diye sorarlar. Bu yaklaşım teoride çok pratik ve mantıklı görünse de pratikte maalesef neredeyse her zaman başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü kist, sadece orada biriken basit bir su birikintisi değildir; o sıvıyı sürekli olarak üreten ve hapseden canlı bir duvarı, yani bir kapsülü vardır:
Sıvıyı iğneyle boşalttığımızda kist anında söner ve hasta o an için büyük bir rahatlama hisseder. “Oh be, kurtuldum” diye düşünür. Ancak sıvıyı üreten o canlı duvar içeride kaldığı sürece, fabrika çalışmaya devam eder ve kist çok kısa süre içinde (bazen birkaç hafta, bazen birkaç ay sonra) tekrar dolar. Biz bu duruma tıbbi olarak “nüks” diyoruz. Dahası, aspirasyon işlemi sırasında kist içeriğinin enfekte olma riski de vardır. Steril olmayan bir ortam oluşursa, basit ve zararsız bir kist, bir anda çok ağrılı, ateş yapan ve acil müdahale gerektiren bir apseye dönüşebilir. Bu nedenle modern tıpta aspirasyon bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmez; kesin ve kalıcı tedavi, kistin kapsülüyle birlikte hiç doku artığı bırakmadan tamamen çıkarılmasıdır.
Bartholin kistlerinde tedavi yaklaşımı nasıldır?
Bartholin bezleri, vajina girişinin her iki yanında bulunan ve cinsel ilişki sırasında kayganlığı sağlayan sıvıyı üreten çok önemli, bezelye büyüklüğünde yapılardır. Bu bezlerin kanalı herhangi bir sebeple tıkandığında salgı dışarı akamaz, içeride birikir ve kist oluşur; bu kistin içine bakteri girip enfekte olması durumunda ise inanılmaz ağrılı bir tablo olan Bartholin apsesi gelişir. Genital estetik açısından bakıldığında Bartholin kistleri, vulvada ciddi bir asimetri, şişlik ve şekil bozukluğu yaratır.
Burada tedavi yaklaşımımız hastanın yaşına, kistin boyutuna ve daha önce tekrarlayıp tekrarlamadığına göre tamamen kişiye özel değişir. Eğer hasta gençse ve daha önce hiç Bartholin sorunu yaşamamışsa, ilk önceliğimiz her zaman bezin fonksiyonunu korumaktır. Çünkü bezin tamamen çıkarılması, ileride vajinal kuruluk riskini doğurabilir. Bu durumda bezin ağzını tekrar oluşturmaya yönelik teknikler uygularız. Ancak kist sürekli tekrarlıyorsa, hastanın hayatını kabusa çeviriyorsa veya hasta menopoz dönemine yakınsa, en temiz ve kalıcı çözüm kist kapsülünün ve bezin tamamen çıkarılmasıdır. Günümüzde lazer teknolojisi ile Bartholin kistlerini çok daha az travmatik şekilde çevre dokuya zarar vermeden, dikişsiz veya minimal dikişle tedavi edebiliyoruz, bu da hastanın sosyal hayatına dönüşünü hızlandırıyor.
Bartholin kistlerinde uyguladığımız tedaviler şunlardır:
- Word kateter uygulaması
- Marsupiyalizasyon
- Gümüş nitrat uygulaması
- Kist eksizyonu
- Bez eksizyonu
- Lazerle kist vaporizasyonu
İdrar yolu divertikülü ile vajinal kist neden karıştırılmamalıdır?
Bu konu, cerrahi planlamada yaptığımız en kritik, en hayati ayrımlardan biridir. Vajinanın ön duvarında, idrar yolunun hemen altında bir şişlik gördüğümüzde aklımıza gelmesi gereken ilk ve en önemli ihtimallerden biri “Üretral Divertikül”dür. Divertikül, idrar yolunun (üretra) vajinaya doğru cepleşmesi, bir nevi fıtıklaşmasıdır ve bu cebin içi idrarla doludur. Eğer deneyimsiz bir cerrah bunu basit bir vajinal kist zannedip dikkatsizce kesip çıkarmaya çalışırsa, idrar yolunda delik (fistül) açılması gibi çok ciddi, hastayı idrar kaçırmaya mahkum eden ve düzeltilmesi oldukça zor komplikasyonlara yol açabilir.
Divertikülü olan hastalar genellikle çok tipik bir semptom üçlemesiyle bize gelirler, biz buna “3D belirtisi” deriz. Bu belirtiler; Disparoni (ağrılı cinsel ilişki), Dizüri (idrar yaparken yanma) ve Dribbling (idrar bittikten sonra damlama) şeklindedir. Fizik muayenede vajinadaki o kitleye parmağımızla bastırdığımızda idrar deliğinden dışarıya idrar veya iltihaplı sıvı gelmesi bize divertikülü düşündürür. Bu ayrımı net yapmak için ameliyat öncesi mutlaka MR veya ultrason ile detaylı değerlendirme yapmak şarttır. Divertikül cerrahisi, basit kist cerrahisinden çok daha farklı, çok daha teknik ve kompleks bir rekonstrüksiyon (onarım) becerisi gerektirir.
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Cerrahi tedavide uyguladığınız en etkili yöntemler nelerdir?
Vajinal kistlerin tedavisinde bizim altın standardımız ve nihai amacımız “Total Eksizyon” dediğimiz işlemdir. Bunu şöyle hayal edebilirsiniz: Kistin bütünlüğünü asla bozmadan, bir portakalın kabuğunu meyveye zarar vermeden soyar gibi, kisti çevre dokulardan milim milim ayırarak çıkarmak. Eğer geride mikroskobik düzeyde bile kist duvarı (epitel artığı) kalırsa, o hücreler tekrar çoğalarak kistin nüks etmesine neden olabilir.
İşlem genellikle litotomi pozisyonunda (klasik jinekolojik muayene pozisyonu) yapılır. Kist üzerindeki cilt dokusuna (mukoza) çok hassas bir kesi yaparız. Ardından kist duvarı ile sağlıklı vajina dokusu arasındaki o incecik, soğan zarı gibi planı bulup, nazikçe diseke ederiz (ayırırız). Kisti patlatmadan çıkarmak cerrahın ustalığını ve sabrını gösterir; çünkü patlamamış, gergin bir kist sınırlarını bize çok daha net gösterir. Kist çıktıktan sonra geride kalan boşluğu (ölü boşluk) çok iyi kapatmak gerekir. Eğer bu boşluk içeride açık bırakılırsa içi kanla dolup hematom dediğimiz kan toplanmasına yol açabilir. Bu nedenle eriyebilen özel estetik dikişlerle kat kat onarım yaparız. Bu dikişler vajina mukozasını eski doğal haline getirecek şekilde estetik prensiplerle atılır, böylece iyileştiğinde ne bir iz kalır ne de bir çekilme olur.
Lazer teknolojisi ve vNOTES gibi modern yöntemler tedaviyi nasıl değiştiriyor?
Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, vajinal kist cerrahisini basit bir “kesip alma” işleminden çok öteye, adeta bir “doku mühendisliği” seviyesine taşıdı. Kendi klinik pratiğimde CO2 (Karbondioksit) lazeri sıklıkla ve severek kullanıyorum. Lazerin bistüriye göre en büyük avantajı “kansız cerrahi” imkanı sağlamasıdır. Lazer ışını dokuyu keserken aynı zamanda milimetrik damar uçlarını mühürler, bu da kanamayı minimuma indirir. Ayrıca lazer, dokuda klasik yöntemlere göre çok daha az termal hasar ve travma yaratır. Bu da ameliyat sonrası hastanın hissedeceği ağrının ve oluşacak ödemin çok daha az olması, iyileşmenin ise şaşırtıcı derecede hızlı olması demektir.
Bir diğer devrim niteliğindeki, benim de uygulamaktan keyif aldığım yöntem ise vNOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) tekniğidir. Özellikle karnın içine doğru büyüyen derin kistler, yumurtalık kistleriyle birlikte olan durumlar veya alınması zor yerleşimli kitlelerde, karında hiç kesi yapmadan, tamamen vajinal yolla endoskopik (kameralı) olarak ameliyatı gerçekleştirebiliyoruz. Bu sayede hasta ne karnında bir ameliyat izi taşıyor ne de açık ameliyatın ağrısını çekiyor. Konfor açısından muazzam bir teknoloji.
Ayrıca kist ameliyatı sırasında, hazır hasta anestezi altındayken lazerle vajinal yenileme (rejuvenation) de yapabiliyoruz. Kist alındıktan sonra vajinal dokunun sıkılaşması, kollajen üretiminin tetiklenmesi ve mukozanın gençleştirilmesi için fraksiyonel lazer uygulayarak, hastanın tek bir iyileşme sürecinde hem kistten kurtulmasını hem de vajinal gençleşme yaşamasını sağlıyoruz.
Ameliyat sırasında vajinanın estetik görünümü ve fonksiyonu nasıl korunur?
Bir genital estetik uzmanı için vajina sadece fonksiyonel bir organ değil aynı zamanda estetik bir yapıdır. Kist çıkarılırken yapılan kesinin yönü, dikişlerin atılma tekniği ve dokuların birleştirilmesi son derece önemlidir. Amacımız sadece kisti alıp atmak değil vajinanın “rugasyon” dediğimiz o doğal, kıvrımlı ve pütürlü yapısını korumaktır. Çünkü bu kıvrımlar cinsel haz ve sürtünme hissi için çok önemlidir. Düz, gergin, parlak ve skarlı bir iyileşme, his kaybına neden olabilir.
Eski doğum yırtıklarından kaynaklanan kistleri (inklüzyon kistleri) çıkarırken, aynı zamanda perineoplasti (vajina girişi estetiği) yaparak, o bölgedeki kötü iyileşmiş eski skar dokularını, şekil bozukluklarını ve vajinal girişteki gevşekliği de düzeltiyoruz. Yani yaşanan kriz, aslında bir fırsata dönüştürülüyor; hasta kist ameliyatı şikayetiyle masaya yatıp, hem o rahatsız edici kistinden kurtulmuş hem de estetik olarak düzeltilmiş, gençleşmiş bir genital bölge ile kalkıyor.
Ameliyatla eş zamanlı yapabildiğimiz estetik işlemler şunlardır:
- Labioplasti
- Perineoplasti
- Vajinal daraltma
- G noktası dolgusu
- Dış dudak dolgusu
- Lazerle renk açma
- Hudoplasti
İyileşme süreci zorlu mudur, nelere dikkat edilmelidir?
Vajinal bölge vücudun en iyi kanlanan bölgelerinden biri olduğu için iyileşme süreci genellikle hastalarımızı şaşırtacak kadar hızlı ve sorunsuz olur. Hastalarımız genellikle işlemden hemen sonra veya durumlarına göre bir gün hastanede misafir edildikten sonra evlerine dönebilirler. İlk birkaç gün hafif bir sızıntı, lekelenme veya hafif batma hissi olması gayet normaldir. Ağrı genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesicilerle çok rahat kontrol edilebilir düzeydedir.
İyileşme döneminde hastalarımıza verdiğimiz en önemli ödev hijyendir. Bölgenin kuru ve temiz tutulması, her tuvalet sonrası ılık su veya bizim önerdiğimiz özel solüsyonlarla nazikçe temizlenmesi enfeksiyonu önlemenin anahtarıdır. Kullandığımız dikişler kendiliğinden eridiği için dikiş aldırma gibi bir dert yoktur. Ancak dokuların birbirine kaynaması ve mukozanın direncini kazanması için ortalama 4-6 hafta cinsel perhiz (ilişkiye girmemek) öneriyoruz. Bu sabır gerektiren ama sonucun mükemmel olması için şart olan bir kuraldır.
Dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
- Kişisel hijyene özen göstermek
- 4-6 hafta cinsel perhiz uygulamak
- Pamuklu iç çamaşırı tercih etmek
- Reçeteli ilaçları düzenli kullanmak
- Ağır sporlardan kaçınmak
- Havuz ve denize girmemek
- Kabız kalmamaya çalışmak
- Ayakta duş almak
Bu operasyon hastanın psikolojisini ve cinsel hayatını nasıl etkiler?
Hastalarımın ameliyat sonrası kontrollere geldiklerinde, yüzlerindeki ifadenin değiştiğini görmek bir hekim olarak beni en çok mutlu eden anlardan biridir. En sık duyduğum cümle ise “Hocam, boşuna beklemişim, keşke daha önce olsaydım” cümlesidir. Semptomatik bir kistin varlığı, kadının sadece bedenini değil ruhunu da yorar. Sürekli orada bir şey varmış hissi, cinsel ilişkiden kaçınmasına, ilişkide ağrı duymasına veya estetik kaygılarla partnerinden çekinmesine, ışıkları kapatmasına neden olur. Kistin başarılı bir şekilde estetik prensiplere uygun olarak çıkarılması bu sorunları kökten çözer.
Ağrının (disparoni) ortadan kalkması cinsel hazzı ve isteği doğrudan artırır. Ayrıca lazerle kombine edilen tedavilerde vajinal sıkılaşma ve doku kalitesinin artması da hastalarımız için ek bir kazançtır. Estetik olarak düzgün, simetrik ve skarsız bir görünüm, kadının kendine olan güvenini tazeler, kadınlığını daha özgür hissetmesini sağlar. Sonuç olarak vajinal kist cerrahisi sadece tıbbi bir zorunluluk veya bir “et parçası alma” işlemi değil aynı zamanda kadının yaşam kalitesine ve mutluluğuna yapılan büyük bir yatırımdır.
Tedavi planlamasında uzman seçimi neden bu kadar önemlidir?
Vajinal kist yönetimi, dışarıdan bakıldığında basit bir müdahale gibi görünse de derin anatomik bilgi, cerrahi hassasiyet ve estetik vizyon gerektiren spesifik bir alandır. Yanlış veya özensiz yapılan bir cerrahi; kistin kısa sürede nüks etmesine, idrar yollarının zarar görmesine, fistül oluşumuna veya vajinal kanalda ağrılı skar (nedbe) dokularının oluşarak cinsel hayatın bitmesine neden olabilir. Özellikle üretral divertikül gibi karışık durumların ayırt edilmesi ve doğru cerrahi tekniğin (lazer, vNOTES, mikrocerrahi vb.) seçilmesi ancak bu alanda özelleşmiş hekimlerin deneyimiyle mümkündür.
Bizim yaklaşımımızda her zaman Hipokrat’tan beri değişmeyen “önce zarar verme, sonra en iyisini yap” ilkesi geçerlidir. Fonksiyonu korumak, estetiği gözetmek ve kalıcı tedavi sağlamak bu sürecin temel taşlarıdır. Eğer vajinal bölgede bir dolgunluk, ağrı veya elinize gelen bir kitle hissediyorsanız, bunu “önemsizdir” diyerek ertelemeyin. Doğru tanı ve modern tedavi yöntemleriyle, hem sağlığınıza hem de kaybettiğiniz konforunuza kavuşmanız, hayatınıza kaldığınız yerden çok daha keyifli bir şekilde devam etmeniz son derece mümkündür.