Adet döngüsü (menstrüel siklus), beyin ve yumurtalıklar arasındaki hormonal sinyallerle yönetilen, kadın vücudunun her ay olası bir gebelik için rahim iç tabakasını hazırladığı ve döllenme olmadığında bu dokunun kanama yoluyla atıldığı, ortalama 28 gün süren fizyolojik süreçtir. Ergenlikten menopoza kadar devam eden bu döngüsel yapı; sadece doğurganlığı değil aynı zamanda kemik yoğunluğu, cilt kalitesi ve […]
Boş gebelik, tıbbi literatürdeki adıyla anembriyonik gebelik; döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşip gebelik kesesi oluşturmasına rağmen, kesenin içinde embriyonun hiç gelişmemesi veya gelişiminin çok erken evrede durmasıdır. Halk arasında sıklıkla “su gebeliği” ya da “kese var bebek yok” şeklinde ifade edilen bu durumda plasenta dokusu büyümeye devam ederek gebelik hormonlarını yükseltir ve vücuda hamilelik sinyalleri […]
Sezaryen sonrası ağrı, cerrahi işlem sırasında karın ön duvarı, fasya tabakaları ve uterus kas dokusunda yapılan kesilerin, bölgedeki serbest sinir uçlarını yoğun şekilde uyarması ve doku bütünlüğünün bozulmasıyla ortaya çıkar. Cerrahi travmaya bağlı gelişen bu durum; doku ödemi, inflamasyon ve kas spazmları ile birleşerek akut bir rahatsızlık hissi oluşturur. Ağrıyı hafifletmek ve kalıcı iyileşme sağlamak […]
Rahim duvarı kalınlaşması, tıp literatüründeki adıyla endometrial hiperplazi; rahim iç tabakasını oluşturan endometrium dokusunun, hormonal dengesizlikler sonucu fizyolojik sınırların ötesinde kontrolsüzce büyümesidir. Bu klinik tablo temel olarak östrojen hormonunun progesteron hormonu tarafından dengelenememesi nedeniyle rahim iç zarının dökülmek yerine sürekli çoğalmasıyla meydana gelir. Hücresel düzeyde gelişen ve tedavi edilmediğinde rahim kanseri riskini artırabilen bu patolojik […]
Gebelikte kan uyuşmazlığı, Rh negatif kan grubuna sahip bir annenin bağışıklık sisteminin, taşıdığı Rh pozitif bebeğin kan hücrelerini yabancı bir tehdit olarak kodlayıp yok etmeye çalışmasıyla gelişen ciddi bir immünolojik süreçtir. Bu uyuşmazlık durumunda hayati önem taşıyan Anti-D immünglobulin (kan uyuşmazlığı iğnesi) uygulanmadığı takdirde, annenin savunma hücreleri plasentayı geçerek bebeğin kanını parçalar. Tedavi edilmeyen bu […]
Kadınlarda testosteron hormonu fazlalığı, tıbbi adıyla hiperandrojenizm, androjen seviyelerinin fizyolojik sınırların üzerine çıkarak vücutta maskülen (erkek tipi) değişimleri tetiklediği karmaşık bir endokrin tablodur. Genellikle Polikistik Over Sendromu (PKOS) veya adrenal bozukluklar zemininde gelişen bu durum; inatçı akne ve hirsutizm (tüylenme) gibi dermatolojik belirtilerin yanı sıra klitoris büyümesi ve labial hipertrofi gibi kalıcı genital deformasyonlara yol […]
Vajinal enfeksiyon, vajina içerisindeki koruyucu laktobasil bakterilerinin azalması ve dokunun doğal asidik pH dengesinin bozulması sonucunda meydana gelir. Vajinal flora olarak bilinen bu dinamik ekosistemin hasar görmesi, ortamda halihazırda bulunan veya dışarıdan gelen fırsatçı bakterilerin, mantarların ve parazitlerin savunma bariyerini aşarak kontrolsüzce çoğalmasına zemin hazırlar. Tıbbi literatürde vajinal disbiyozis olarak tanımlanan bu biyolojik dengesizlik; hormonal […]
Adet kanı, kadının üreme sistemi sağlığı, hormonal dengesi ve anatomik yapısı hakkında detaylı veriler sunan en önemli biyolojik belirteçtir. Adet kanı rengi, kanamanın rahimden dışarı atılma hızı ve oksijenle temas süresine göre parlak kırmızıdan koyu kahverengiye kadar değişkenlik gösterir. Sağlıklı bir döngüde parlak kırmızı tonlar aktif ve sorunsuz bir akışı simgelerken, siyah veya koyu kahverengi […]
Doğum kontrol hapı, adet kanamasının birinci günü başlanarak her gün aynı saatte alındığında yumurtlamayı baskılayan ve gebeliği %99’un üzerinde engelleyen hormonal bir yöntemdir. 21 tabletlik kutularda 7 gün ara verilirken, 28 tabletlik formlarda kullanım kesintisiz sürdürülür. Korunmanın yanı sıra adet düzensizliği, kist tedavisi ve hormon regülasyonunda da altın standart kabul edilen bu ilaçlar; bulantı, baş […]
Vajinal akıntı, temel olarak rahim ağzı bezleri ve vajina duvarından salgılanan sıvıların oluşturduğu, vajinanın kendi kendini temizleme ve nemlendirme mekanizmasının doğal bir sonucudur. Fizyolojik olarak östrojen hormonuna bağlı gelişen bu sıvı, ölü hücreleri ve bakterileri dışarı atarak üreme sistemini korur. Ancak akıntının renginde, kokusunda veya kıvamında meydana gelen ani değişimler; bakteriyel vajinozis ve mantar gibi […]










